21 Mayıs 2015 Perşembe

Kredi kartı sömürüsü, borçlanma ve daha bir sürü şey



Küçükken severek oynadığımız bir oyun vardı. Oyunculardan biri sırayla bir kelime söyler, diğeri eş anlamlısını söylerdi. Yıl = sene. Buse = Öpücük. Söyleyemeyen yanardı. Klasik arkadaş ortamlarında hala devam ettirmekteyim bu demode ve zevkli oyunu. Yine çekişmeli bir rallide arkadaşlarımdan birinin ‘’sömürü lan o zaman’’ diye yönelttiği sorusuna rakibinin ‘’kredi kartı’’ demesi şu an okumakta olduğunuz yazıyı yazdırma ihtiyacı hissettirdi. Derdini s...... diye bir buton olaydı eminim şu an basmıştınız o butona, biliyorum ama napayım böyleyim hacı ben, yazarım.

Haksız sayılmazdı kankam, sömürünün eş anlamlısı oldu kredi kartı. Her yıl ülkemizde milyonlarca insan kredi kartı borcunu ödeyememesinden ötürü temerrüde düşmekte ve kol gibi faiz yüküyle iyice ezilmekte. İyi de banane diyenleriniz olacaktır ki onları kötü günde görmek gerek bir de. Başa gelmeden anlamazsınız. Kredi kartının faizi, köpürtmesi.... Anlayamazsınız !! Empati yaparsınız belki diyerek devam ediyorum. Bu ülkede en çok kazananlar neden bankalardır bir düşünşenize. Bir Ferit Şahenk değilsen gün gelecek sana da GÜNAYDIN diyecek bu sistem.

Sahi neydi kredi kartı ? Kredi kartı emekti, sevgiydi, fedakarlıktı. Hakkaten böyle lan, şaka yapmıyorum. Nitekim reklamlarda bu şekilde değil mi ? Seni düşünen , senin yerine ödeyen bir şey değil mi kredi kartı ? Senin tek dostun değil mi ? Bu reklamlar yalan mı söylüyor ? turabi neden bu kadar asabi ? Zor sorular bunlar ama raad olun, cevaplayacam hepsini.

Kredi kartları ülkemizde son yıllarda yaygın olarak kullanılan elektronik ödeme araçlarının başında gelmiştir. Biraz insanımızın yokluk çekmesi, biraz da olmayan parayla yapılan alışverişin tatlı gelmesi kredi kullanımı tetiklediği aşikar. Günümüzde ekonomide aktif olarak kullanılan 58 milyon  kredi kartı bulunmakta. 2012 yıl sonu itibariyle, yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamalarının üçte birini kredi kartları ile yaptığı ve bankaların kredi kartlarından normal bankacılık getirisi üstü karlılık elde ettiği ortaya çıktı.

Ülkemize ilk 1960’larda giren kredi kartı, hem yeni bir şey olması sebebiyle insanların hakkında bilgi sahibi olmamasından hem de dönemin yüksek enflasyonundan dolayı yeterince kullanım alanı bulamadı. Kredi kartının bu seyri 1990’lara kadar devam etti, bu tarihten sonra hızla artma eğilimine girdi. 1990 ve 2000 arası bankaların devleti finanse ederek karlılığını arttırdığı bir dönem olmuştur. 2001 de gerçekleşen revizyon sonrası faiz oranları düşürüldü ve bu durum bankaları kredi kartı piyasasına yöneltti. Rekabetin güçlü olması da kredi kartı adetinin artmasına sebebiyet verdi. 2012 sonuyla Türkiye,  Birleşik krallıktan sonra en büyük 2. Kredi kartı pazarı haline geldi.



Kredi Kartı Sayısı (Milyon Adet)
Toplam İşlem Tutarı (Milyar TL)
POS Sayısı (Milyon Adet)
2002
15,71
24,51
0,50
2003
19,86
39,42
0,66
2004
26,68
64,63
0,91
2005
29,98
85,28
1,14
2006
32,43
108,4
1,28
2007
37,34
141,47
1,45
2008
43,39
184,99
1,63
2009
44,39
202,84
1,74
2010
46,96
234,26
1,82
2011
51,36
290,62
1,98
2012
54,29
361,07
2,13
Kaynak: Bankalararası Kart Merkezi (BKM, 2012)


Veriler böyleyken dibine dibine vurduğumuz kredi kartlarını neden bu kadar sık kullanır olduk ? Kredi kartı sayısı 1968-1990 arası max 550bin iken noldu da 58 milyona dayandı bu rakam ? Bize alttan alttan pazarlanan bu kredi kartı tuzağının sebebi ne ?  Sebebi çok karışık. ‘’Bunlar hep illimünati, bunlar hem ameriganın oyunları olm’’ tarzı bir şey beklemeyin benden. Fakat üst bir gücün bizi bariz yonttuğu ortada. Hergün açtığınız o  tvlerinizden kredi kartı reklamı olmadığı bir gün gördünüz mü ? Göremezsiniz hem görseniz de farketmezsiniz. Çünkü o kadar hayatmızın bir parçası oldu. Dönülmez akşamın ufkunu yarıp geçeli çok oldu hacılar. Doğrudan borçlandırılıyoruz, geleceğimiz ipotek altına alınıyor, farkına bile varamıyoruz.

Bu elbette ki bizim hatamız. Tabi tek hatalı biz de değiliz. Ülke olarak 1938 den beri adam gibi yönetilmiyoruz. Kişi başı aylık 1200 TL kredi kartı harcaması yapılan ülkenin açlık sınırı 1340 TL canlar.  Vatandaş olarak bu canavarın kucağına itilmiş durumdayız. Yıllardan beri yaşanan ekonomik krizlerle önce bi güzel yontulduk. Koalisyon hükümetleri, krizler o kadar canımızı sıktı ki alışkanlıklarımız değişti. Az tüketir olduk, az tüketince herşey güllük gülistanlık olmuyordu tabi. Az tüketip çok ödüyorduk çünkü. Her geçen gün fakirleşiyorduk. Ekonomik politikalarımızın sikindirikliği, küresel güçleri elinde bizi oyuncak etmeye devam ediyordu. Düzen değişiyordu, düzülen hep sabitti.

Her gün, her dakika , her saniye borcumuz artmakta. Neticemden sallamıyorum. Linkini verdiğim siteden kontrol edebilirsiniz.  (http://www.nationaldebtclocks.org/debtclock/turkey)  Ben bu yazıyı yazarken görünen borç 346.738.433.768,00 Usd. Rakamla Üç yüz kırk altı milyar yedi yüz otuz sekiz milyon dört yüz otuz üç bin yedi yüz altmış sekiz Amerikan doları. TL karşılığı 625 milyar. Yuh !!! ‘’Ama o kadar paramız yok annaa !!’’ diyen Zehra gibi kaldınız dimi lan ? hahahahahah

Sitenin dediğine göre bu parayı 1 $’lık halde birbirine sarmış olsaydım dünyanın etrafında 1350 kez tur atabilirmişim. Yine aynı şekilde bu prayı peşi sıra dizsen 37.867 km yol yapıyormuş. Sahi akp ne kadar yol yapmıştı ? Neyse konu o değil kompela. Üst üste koyabilsem yüksekliği 23.530 mil olurmuş. Bu aya olan yolcuğunun %10 una denk geliyormuş. Yuh ebesinin çorabı der dediğinizi duyar gibiyim.

Peki bu kadar borç varken Başbakan Davutoğlu ne diyor ? ‘’Bugün biz imf’ye 5 milyar dolar borç verebilecek durumdayız.’’ İşte ülkenin çok kötü yönetildiğini söylerken kastettiğim tam olarak buydu. Imf’ye olan borcu sıfırlamak , Türkiye’nin bütün dış borcunu sıfırlamak anlamına gelmiyor ama Akp hükümeti bundan bahsetmiyor. Onun yerine İmf yi bitirdik, herşey güllük gülistanlık diyor. Aksini diyemez zaten. Çünkü burada işler böyle yürüyor. Bu ülkede bu cümleleri Özallar, Demireller de söyledi. Akp biraz makyajlıyor ama aynı şeyi söylüyor. Her saniye 880 $ daha faiz yükünün altına giriyor bu ülke. Bugün doğan bir bebek 4.743 $ borçlanarak doğuyor. Çok tatlı değil mi ? Bunu okurken oturduğunuz sandalye/koltuk biraz batmaya başladıysa kazığı sen de hissediyorsun demektir dostum. Gel hiç acımayacaaaağğk. Korkma hiç acımayacağğğk. Tarkan söyleyince daha bi seksi oluyor biliyorum, üstüme gelmeyin.

Akp eleştirisi olarak algılamayın bunu, çünkü öyle değil. Çünkü bu haltı yiyen sadece Akp değil. Diyorum ya bütçesi artı veren Atatürk döneminden beri –ki bu dönemde yoğun dış borç da ödenmiştir- ülke son derece boktan yönetilmektedir. İsmet İnönü’den R.T.Erdoğan’a herkesin bu işte emeği vardır. Hepsine şahsen hakkımı helal etmiyorum. Bu da bir kenarda dursun genşşler.

‘’Ne yapmalı peki Hacı hüsrev’’ diyor gibisiniz. ‘’Ne diyecem lan banane’’ diyenleriniz de olacaktır (ki zaten bunların çoğu Akp dediğim cümleden sonra uzadılar). Sözüm kalıp hala okuyanlara.  O yüzden sıradaki parçam sevip de kavuşamayanlara  bir de ‘’Ne yapayım peki hacı hüsrev’’ diyenler için geliyooor.  Öncelikle ben ekonomist değilim, bu bir yatırım tavsiyesi falan da değil. Ona göre ha. Evi arabayı satıp ganyana bağlamayın.

Nacizane Checklistim;
1-    Öncelikli olarak borcunuzu bilin. Ona göre bir plan yapın ve bu plana sadık kalın. Her ay kenara 100 lira koyacağım diyip, sonraki ay bu parayla ismail yk konserine gitmeyin emenike.
2-    Borçlarınızı belirledikten sonra ufak ufak bunları kapatın. Kredi kartı borcunuz için taksitlendirme yaparak veya kredi çekerek borcu uzun vadeye yayabilirsiniz. Kredi kartı borcunu sıfırlamanız sizi bankaların kara listesinden de çıkaracaktır.
3-    Harcamalarınızı kısın. Buna disiplin denir hacılar. 2.000 lira gelirin varsa bunun 1000 lirasını borçlarına ayırdıysan geri kalanıyla bir ay geçinmek zorundasın bebeğim.
4-    Part-time iş fırsatları kovalayın. Nerde o iş diyebilirsiniz, çünkü arayanların hepsi bulamamaktan muzdarip. Size süper bir tavsiye geliyor. Düğün salonlarında garsonluk mükemmel bir tercih olacaktır. Çalışma vakitleri haftasonu ve akşamları olacağından normal iş akışınızı bozmayacaktır. Düğün başı 50 ila 100 TL arası yevmiye ile dolu bir sezonda günde 100-200 TL Haftada 200-400 TL Ayda 800-1000 TL arası para kazanma ihtimaliniz var. Sallama demeyin düğün salonu işleten adamın oğlu ve salonda bizzat garsonluk yaparak üniversite okumuş adamım. Ayık olun. He yorulacaksınız biraz ama iyi para lan. Deneyin. Sizden cv de istemiyorlar.
5-    Hedef belirleyin. 2 senede borçlarımı sıfırlayacağım gibi. Seneye araba alacağım gibi. Kendinizi kamçılayacak sebebiniz olsun.
6-    Kredi Kartı kullanmayı Bırakın. Her şeyi nakit para veya havale ile ödeyin. Olmayan parayı harcamayın ya da elindeki paraya denk gelecek kadar harcama yapın. Aylık 1.000 lira ayırdıysan kendine, gidip de 1.500 lira kredi kartı harcaması yapma. Taksite maksite kanmayın. Böyle böyle düdüklüyorlar adamı.
7-    Bireysel emeklilik yaptırın. Böylece hem geleceğe yatırım yapmış, hem de birikimlerinizi garanti altına almış olursunuz. % 25 de devlet katkı payı var. 100 lira = 125 lira. Kolay bozamayacak olmanız sebebiyle tercih sebebi. İradesi zayıf arkadaşlara öneririm.
8-    Özel hayatınızı dizginleyin. Harcamalarınızı kontrol altında tutmanızı sağlayacaktır. Takımınızı maçını izlemeyiverin, lig tv yi iade edin. Sigaranızı azaltın, Evliyseniz az gezin, sevgiliyseniz az görüşün. Hatunlar kaçarsa siktir edin, olm sana kız mı yok lan ?

Son olarak kendinize iyi bakın tosuncuklar. Turabi’nin de emenikeyim size bişey olmasın.


1 yorum:

  1. Oakland Capitals'a Hoş Geldiniz, Çalışkan insanlara,% 3'lük bir faiz oranıyla bireysel kuruluşlar için ihtiyaç duydukları fonları hızlı bir şekilde almaları için finansal destek sunuyoruz. Esnek kredi limitimiz var, Milyonlarca kişi tarafından güvence altına alın, Dakikalar içinde uygulayın. Bizim Özelliklerimiz; Hızlı Uygulama, Anında Karar, Hızlı Fonlama, Özel Destek.

    İletişim Ofisi: oakland.formal@hotmail.com

    YanıtlaSil