Küçükken
severek oynadığımız bir oyun vardı. Oyunculardan biri sırayla bir kelime
söyler, diğeri eş anlamlısını söylerdi. Yıl = sene. Buse = Öpücük. Söyleyemeyen
yanardı. Klasik arkadaş ortamlarında hala devam ettirmekteyim bu demode ve zevkli
oyunu. Yine çekişmeli bir rallide arkadaşlarımdan birinin ‘’sömürü lan o zaman’’ diye yönelttiği sorusuna rakibinin ‘’kredi kartı’’ demesi şu an okumakta olduğunuz yazıyı yazdırma
ihtiyacı hissettirdi. Derdini s...... diye bir buton olaydı eminim şu an
basmıştınız o butona, biliyorum ama napayım böyleyim hacı ben, yazarım.
Haksız
sayılmazdı kankam, sömürünün eş anlamlısı oldu kredi kartı. Her yıl ülkemizde
milyonlarca insan kredi kartı borcunu ödeyememesinden ötürü temerrüde düşmekte
ve kol gibi faiz yüküyle iyice ezilmekte. İyi de banane diyenleriniz olacaktır
ki onları kötü günde görmek gerek bir de. Başa gelmeden anlamazsınız. Kredi kartının
faizi, köpürtmesi.... Anlayamazsınız !! Empati yaparsınız belki diyerek devam
ediyorum. Bu ülkede en çok kazananlar neden bankalardır bir düşünşenize. Bir
Ferit Şahenk değilsen gün gelecek sana da GÜNAYDIN diyecek bu sistem.
Sahi
neydi kredi kartı ? Kredi kartı emekti, sevgiydi, fedakarlıktı. Hakkaten böyle
lan, şaka yapmıyorum. Nitekim reklamlarda bu şekilde değil mi ? Seni düşünen ,
senin yerine ödeyen bir şey değil mi kredi kartı ? Senin tek dostun değil mi ?
Bu reklamlar yalan mı söylüyor ? turabi neden bu kadar asabi ? Zor sorular
bunlar ama raad olun, cevaplayacam hepsini.
Kredi
kartları ülkemizde son yıllarda yaygın olarak kullanılan elektronik ödeme
araçlarının başında gelmiştir. Biraz insanımızın yokluk çekmesi, biraz da
olmayan parayla yapılan alışverişin tatlı gelmesi kredi kullanımı tetiklediği
aşikar. Günümüzde ekonomide aktif olarak kullanılan 58 milyon kredi kartı
bulunmakta. 2012 yıl sonu itibariyle, yerleşik hanehalklarının nihai tüketim
harcamalarının üçte birini
kredi kartları ile yaptığı ve bankaların kredi kartlarından normal bankacılık
getirisi üstü karlılık elde ettiği ortaya çıktı.
Ülkemize
ilk 1960’larda giren kredi kartı, hem yeni bir şey olması sebebiyle insanların
hakkında bilgi sahibi olmamasından hem de dönemin yüksek enflasyonundan dolayı
yeterince kullanım alanı bulamadı. Kredi kartının bu seyri 1990’lara kadar
devam etti, bu tarihten sonra hızla artma eğilimine girdi. 1990 ve 2000 arası
bankaların devleti finanse ederek karlılığını arttırdığı bir dönem olmuştur.
2001 de gerçekleşen revizyon sonrası faiz oranları düşürüldü ve bu durum
bankaları kredi kartı piyasasına yöneltti. Rekabetin güçlü olması da kredi
kartı adetinin artmasına sebebiyet verdi. 2012 sonuyla Türkiye, Birleşik krallıktan sonra en büyük 2. Kredi
kartı pazarı haline geldi.
Kredi Kartı Sayısı (Milyon Adet)
|
Toplam İşlem Tutarı (Milyar TL)
|
POS Sayısı (Milyon Adet)
|
|
2002
|
15,71
|
24,51
|
0,50
|
2003
|
19,86
|
39,42
|
0,66
|
2004
|
26,68
|
64,63
|
0,91
|
2005
|
29,98
|
85,28
|
1,14
|
2006
|
32,43
|
108,4
|
1,28
|
2007
|
37,34
|
141,47
|
1,45
|
2008
|
43,39
|
184,99
|
1,63
|
2009
|
44,39
|
202,84
|
1,74
|
2010
|
46,96
|
234,26
|
1,82
|
2011
|
51,36
|
290,62
|
1,98
|
2012
|
54,29
|
361,07
|
2,13
|
Kaynak:
Bankalararası Kart Merkezi (BKM, 2012)
|
|||
Veriler
böyleyken dibine dibine vurduğumuz kredi kartlarını neden bu kadar sık kullanır
olduk ? Kredi kartı sayısı 1968-1990 arası max 550bin iken noldu da 58 milyona
dayandı bu rakam ? Bize alttan alttan pazarlanan bu kredi kartı tuzağının
sebebi ne ? Sebebi çok karışık. ‘’Bunlar
hep illimünati, bunlar hem ameriganın oyunları olm’’ tarzı bir şey beklemeyin
benden. Fakat üst bir gücün bizi bariz yonttuğu ortada. Hergün açtığınız o tvlerinizden kredi kartı reklamı olmadığı bir
gün gördünüz mü ? Göremezsiniz hem görseniz de farketmezsiniz. Çünkü o kadar
hayatmızın bir parçası oldu. Dönülmez akşamın ufkunu yarıp geçeli çok oldu
hacılar. Doğrudan borçlandırılıyoruz, geleceğimiz ipotek altına alınıyor,
farkına bile varamıyoruz.
Bu elbette ki bizim hatamız. Tabi tek hatalı
biz de değiliz. Ülke olarak 1938 den beri adam gibi yönetilmiyoruz. Kişi başı
aylık 1200 TL kredi kartı harcaması yapılan ülkenin açlık sınırı 1340 TL
canlar. Vatandaş olarak bu canavarın
kucağına itilmiş durumdayız. Yıllardan beri yaşanan ekonomik krizlerle önce bi
güzel yontulduk. Koalisyon hükümetleri, krizler o kadar canımızı sıktı ki
alışkanlıklarımız değişti. Az tüketir olduk, az tüketince herşey güllük
gülistanlık olmuyordu tabi. Az tüketip çok ödüyorduk çünkü. Her geçen gün fakirleşiyorduk.
Ekonomik politikalarımızın sikindirikliği, küresel güçleri elinde bizi oyuncak
etmeye devam ediyordu. Düzen değişiyordu, düzülen hep sabitti.
Her
gün, her dakika , her saniye borcumuz artmakta. Neticemden sallamıyorum.
Linkini verdiğim siteden kontrol edebilirsiniz. (http://www.nationaldebtclocks.org/debtclock/turkey) Ben bu yazıyı yazarken görünen borç 346.738.433.768,00 Usd. Rakamla Üç yüz kırk
altı milyar yedi yüz otuz sekiz milyon dört yüz otuz üç bin yedi yüz altmış
sekiz Amerikan doları. TL karşılığı 625 milyar. Yuh !!! ‘’Ama o kadar paramız yok annaa !!’’ diyen Zehra gibi kaldınız dimi
lan ? hahahahahah
Sitenin dediğine göre bu parayı 1 $’lık halde
birbirine sarmış olsaydım dünyanın etrafında 1350 kez tur atabilirmişim. Yine
aynı şekilde bu prayı peşi sıra dizsen 37.867 km yol yapıyormuş. Sahi akp ne
kadar yol yapmıştı ? Neyse konu o değil kompela. Üst üste koyabilsem yüksekliği
23.530 mil olurmuş. Bu aya olan yolcuğunun %10 una denk geliyormuş. Yuh
ebesinin çorabı der dediğinizi duyar gibiyim.
Peki
bu kadar borç varken Başbakan Davutoğlu ne diyor ? ‘’Bugün biz imf’ye 5 milyar dolar borç verebilecek durumdayız.’’ İşte
ülkenin çok kötü yönetildiğini söylerken kastettiğim tam olarak buydu. Imf’ye
olan borcu sıfırlamak , Türkiye’nin bütün dış borcunu sıfırlamak anlamına
gelmiyor ama Akp hükümeti bundan bahsetmiyor. Onun yerine İmf yi bitirdik,
herşey güllük gülistanlık diyor. Aksini diyemez zaten. Çünkü burada işler böyle
yürüyor. Bu ülkede bu cümleleri Özallar, Demireller de söyledi. Akp biraz
makyajlıyor ama aynı şeyi söylüyor. Her saniye 880 $ daha faiz yükünün altına
giriyor bu ülke. Bugün doğan bir bebek 4.743 $ borçlanarak doğuyor. Çok tatlı
değil mi ? Bunu okurken oturduğunuz sandalye/koltuk biraz batmaya başladıysa
kazığı sen de hissediyorsun demektir dostum. Gel hiç acımayacaaaağğk. Korkma
hiç acımayacağğğk. Tarkan söyleyince daha bi seksi oluyor biliyorum, üstüme
gelmeyin.
Akp
eleştirisi olarak algılamayın bunu, çünkü öyle değil. Çünkü bu haltı yiyen sadece
Akp değil. Diyorum ya bütçesi artı veren Atatürk döneminden beri –ki bu dönemde
yoğun dış borç da ödenmiştir- ülke son derece boktan yönetilmektedir. İsmet
İnönü’den R.T.Erdoğan’a herkesin bu işte emeği vardır. Hepsine şahsen hakkımı
helal etmiyorum. Bu da bir kenarda dursun genşşler.
‘’Ne
yapmalı peki Hacı hüsrev’’ diyor gibisiniz. ‘’Ne diyecem lan banane’’
diyenleriniz de olacaktır (ki zaten bunların çoğu Akp dediğim cümleden sonra
uzadılar). Sözüm kalıp hala okuyanlara. O yüzden sıradaki parçam sevip de
kavuşamayanlara bir de ‘’Ne yapayım peki
hacı hüsrev’’ diyenler için geliyooor. Öncelikle ben ekonomist değilim, bu bir
yatırım tavsiyesi falan da değil. Ona göre ha. Evi arabayı satıp ganyana
bağlamayın.
Nacizane
Checklistim;
1- Öncelikli
olarak borcunuzu bilin. Ona göre bir plan yapın ve bu plana sadık kalın. Her ay
kenara 100 lira koyacağım diyip, sonraki ay bu parayla ismail yk konserine
gitmeyin emenike.
2- Borçlarınızı
belirledikten sonra ufak ufak bunları kapatın. Kredi kartı borcunuz için
taksitlendirme yaparak veya kredi çekerek borcu uzun vadeye yayabilirsiniz.
Kredi kartı borcunu sıfırlamanız sizi bankaların kara listesinden de
çıkaracaktır.
3- Harcamalarınızı
kısın. Buna disiplin denir hacılar. 2.000 lira gelirin varsa bunun 1000
lirasını borçlarına ayırdıysan geri kalanıyla bir ay geçinmek zorundasın
bebeğim.
4- Part-time
iş fırsatları kovalayın. Nerde o iş diyebilirsiniz, çünkü arayanların hepsi
bulamamaktan muzdarip. Size süper bir tavsiye geliyor. Düğün salonlarında
garsonluk mükemmel bir tercih olacaktır. Çalışma vakitleri haftasonu ve akşamları
olacağından normal iş akışınızı bozmayacaktır. Düğün başı 50 ila 100 TL arası
yevmiye ile dolu bir sezonda günde 100-200 TL Haftada 200-400 TL Ayda 800-1000 TL
arası para kazanma ihtimaliniz var. Sallama demeyin düğün salonu işleten adamın
oğlu ve salonda bizzat garsonluk yaparak üniversite okumuş adamım. Ayık olun.
He yorulacaksınız biraz ama iyi para lan. Deneyin. Sizden cv de istemiyorlar.
5- Hedef
belirleyin. 2 senede borçlarımı sıfırlayacağım gibi. Seneye araba alacağım
gibi. Kendinizi kamçılayacak sebebiniz olsun.
6- Kredi
Kartı kullanmayı Bırakın. Her şeyi nakit para veya havale ile ödeyin. Olmayan
parayı harcamayın ya da elindeki paraya denk gelecek kadar harcama yapın. Aylık
1.000 lira ayırdıysan kendine, gidip de 1.500 lira kredi kartı harcaması yapma.
Taksite maksite kanmayın. Böyle böyle düdüklüyorlar adamı.
7- Bireysel
emeklilik yaptırın. Böylece hem geleceğe yatırım yapmış, hem de birikimlerinizi
garanti altına almış olursunuz. % 25 de devlet katkı payı var. 100 lira = 125
lira. Kolay bozamayacak olmanız sebebiyle tercih sebebi. İradesi zayıf
arkadaşlara öneririm.
8- Özel
hayatınızı dizginleyin. Harcamalarınızı kontrol altında tutmanızı
sağlayacaktır. Takımınızı maçını izlemeyiverin, lig tv yi iade edin. Sigaranızı
azaltın, Evliyseniz az gezin, sevgiliyseniz az görüşün. Hatunlar kaçarsa siktir
edin, olm sana kız mı yok lan ?
Son
olarak kendinize iyi bakın tosuncuklar. Turabi’nin de emenikeyim size bişey
olmasın.
Oakland Capitals'a Hoş Geldiniz, Çalışkan insanlara,% 3'lük bir faiz oranıyla bireysel kuruluşlar için ihtiyaç duydukları fonları hızlı bir şekilde almaları için finansal destek sunuyoruz. Esnek kredi limitimiz var, Milyonlarca kişi tarafından güvence altına alın, Dakikalar içinde uygulayın. Bizim Özelliklerimiz; Hızlı Uygulama, Anında Karar, Hızlı Fonlama, Özel Destek.
YanıtlaSilİletişim Ofisi: oakland.formal@hotmail.com